Bu Yazı Karadeniz Haber Postası'da 28 Şubat 2005 Tarihinde Yayınlanmıştır.

YALANI YUTTURMA SANATI

Bugünlerde Prof. Dr. Abdullah Özbek’in “Bir Eğitimci Olarak Nasrettin Hoca” adlı kitabını okumaya çalışıyorum. Kitap, Esra Yayınları’ndan olup,  Nasrettin Hoca’yı ve fıkralarını tüm boyutları ile yorumlamaktadır. 526 sayfa olan kitap için 530 dip not kullanılmış. Kitap çok geniş bir bakış açısı ile Hocanın fıkra ve mizahlarla neyi söylemek istediğini ele almakta olup, Hocanın gözü ile günümüz insan ilişkileri gözler önüne serilmiş. Son derece akıcı bir üslupla kaleme alınan kitap’ta “Doğruları gizlemek” başlığı ile ele alınan fıkralar o kadar hoş ve güncel ki, şaşırmamak mümkün değil. Gelin kitaptaki ilgili bölüme birlikte göz atalım.

            Kitabın “Doğruları gizlemek” bölümünde, doğruluğun tınımı yapıldıktan sonra,  “doğruluğun zıddı yalancılıktır. Yalancılık, hangi yolla olursa olsun , gerçeklerin saptırılarak söylenmesidir. Doğruluk olmayınca , diğer faziletlerin adını bile saymaya gerek yoktur…Doğruluk, beşeri ilişkilerin temelini oluşturur. Doğru ve güvenilir olmayanlarla bir çete bile oluşturulamaz.” Açıklaması yapılmış.  Kitabın ilerleyen bölümünde “ Çıkarları zedelenen kişiler doğru kişileri kesinlikle sevmezler…Ve doğru kişiler onuncu köyde yaşamayı göze almalı ama “Doğrunun yardımcısı Allah’tır” denilmektedir…Zaman zaman yalan söyleyenler çevrelerindekileri inandırmak için yemin ettiklerine dikkat çeken Prof.Dr.Abdullah Özbek kitabında“ İnsanların yeminlerine değil, yaptıklarına bakmak gerekir.” Diyerek “lafla peynir gemisi yürümez.” Sözünü hatırlatmış.

            Yalanın en tehlikelisinin “insanların gözlerini doğrulara çevirerek yanlış ve yalanları gizlemek” olarak belirten Prof. Dr. Abdullah Özbek, Nasrettin Hoca’nın “Fıçısı İki Kese Akça!” fıkrasını örnek olarak göstermiş. İlgili fıkrayı birlikte okuyalım:

            Hoca bir aralık su satma işine heves eder. Bunun için iki kese akçe verip, bir boş fıçı satın alır. Sonra bunun içersine çeşme suyu koyarak , bardağını bir akçaya satmaya başlar. Bu sudan içenlerden bir kısmı :

            -Hoca Efendi! Bu su çeşme suyuna benziyor. Sakın bunda bir yanlışlık olmasın?..dedikleri zaman, Hoca da :

            -Vallahi fıçısını iki kese akçaya aldım. Hiçbir yanlışlık yok!..Cevabın verir.

            -----Prof. Dr. Abdullah Özbek, Bir Eğitimci Olarak Nasrettin Hoca adlı kitabında “Fıçısı İki Kese Akça” adlı fıkrayı şu şekilde yorumlanmış.

            Hocanın boş fıçıyı iki kese akçaya aldığı doğrudur. Fakat bu “doğru”, bir yalanı gizlemek için kullanılmaktadır. Yani doğruluk, yalanı yutturmak için kullanılmaktadır. Nedir yalan olan?

            Hoca, kalitesi iyi olan su satması gerekirken, herkesin ulaşabileceği çeşme suyunu satmaktadır. Bundan şüphelenenlere de, asıl gerçeği söylemez. Doğru olan bir şeyi (su fıçısını alış fiyatını) söyleyerek dikkatleri başka yöne çeker.

            Bu yol, insanları adatmada kullanılan hilelerin en tehlikelisidir. Böyle durumlarda doğrular, ağlarda kullanılan yemlere benzer. Yemlerin kaliteli olması, bunlarla ulaşılmak istenen hedefi , hiçbir zaman meşru yapmaz…”Dünyada en çirkin şey, çirkinlikleri ayakta tutan güzelliklerdir.” Hz. Ali Bu durumu “ Hak bir sözün, batıla(gerçek dışı bir şeye) alet edilmemesi.” Şeklinde dile getirmiştir. Yukarıdaki sözlerin büyük bir kısmı ilgili kitaptan aynen alınmıştır.

            Yıllar önce “ çalarken, kimseyi umursama” diye bir yazı okumuştum. O günden bu yana aynı düşünce içersindeyim. Neticede Modern Sosyolojide Ken Keys’i de, İslam Tasavvufu’ndaki insan manzaralarını da inceleme fırsatı bulduk. Ve insanların hangi basamaklarda neyi algılayacaklarını da… Bir çok yerde akılla  - zeka arasındaki farkın izahı yapılmaktadır. Zekanın karaya vurması, aklın noksanlığından, ferasetin yokluğundan meydana geldiğini canlı yayınlarda her gün izliyoruz. Yalanı doğrularla yutturarak hedefe ulaşmak,  zeka ile birlikte aklın ve ferasetin de olmasına bağlıdır. Çıplak bir zeka ile ne keramet ne de istidraç mümkündür.  

            Tarihe mal olmuş tüm filozofların ortak görüşü şu : Ne olursanız olun, ama dosdoğru ve ilkeli olun…Başkalarına göre yanlış dahi olsa inandıklarınıza sadık kalın. İlkenin iyisi kötüsü kişiye göre değişse de size göre doğru olan, en doğru olandır. İlla da bir söylemi olan, kendi doğrularını da, ilkelerini de ortaya koymak zorundadır. Şartlar ve davranışlarda bir değişiklik yoksa bir konu bir gün önce doğru, bir gün sonra da yanlış olamaz. Başkalarını bir şeye inandırmaya çalışanlar, önce o şeye kendilerinin inanıp inanmadığını sorgulamalıdır.

            Nasrettin Hoca en büyük filozoflarımızdan birisidir. Söyledikleri ve esprileri numara yapanların ve göz boyayanların ipliklerini pazara çıkarmak üzerinedir. Hocayı anlamak için sadece zeka değil, akılda gereklidir. Hocanın asıl amacı güldürmek değil, düşündürmektir. “Bir Eğitimci Olarak Nasrettin Hoca” adlı kitap bu amaçla kaleme alınmıştır. (**)

            Buluşmak ümidiyle.

            (**) MERAKLISINA NOT : “Bir Eğitimci Olarak Nasrettin Hoca adlı Prof. Dr. Abdullah Özbek’in kitabının temin edileceği adres : Esra Basım Yayın Organizasyon –Kürkçü Mah. Başaralı Sok. No : 8/A –KONYA   ---    Telefon : 0 332 350 48 45 –351 03 40

Prof. Dr. Abdullah Özbek Kimdir?

1950 Yılında Kumru - Fizme Karapınar Mahallesinde doğan Prof. Dr. Abdullah Özbek , Halen Selçuk Ünivarsitesi İlahiyat Fakültesi İlköğretim Öğretmenliği Bölümü ve Din Eğitimi Anabilim Dalı Başkanlığı'nı yürütmektedir.